Sevince İnsan

Sırtın ürperir… Soğuk bir ter akar omuriliğinden aşağıya. Uzun süredir taşıdığın bir ağırlık üzerinden kalkmış gibi gelir. Ensendeki kaslar, taşıdığın o küçük dünyaya borcunu ödemişçesine gergin.

Yalnızlık… Bir gösteri gibi. Ağza sokulan, nefesini kesen, midene oturan bir kılıç gibi yalnızlık… İçine, çeliğin keskin soğuğu işlerken, sesin çıkmaz olur. Dudakların bir şeyler anlatmak isterken kanar. Her ne kadar uzaktan geçse de keskin kenarlar en çok kalbinin incinen yerlerini acıtır. Nefes alıp verirken zorlanırsın. Kıpırdayamazsın. Düşüncelerin güneşi unutur, hep bulutlanır. Oysa dışardan seni izleyenler o kılıcı kendi içlerinde hissederken gülümseyip seni alkışlar. “Yaptığı şu şeye bak!” derler, fazla bakamazlar, yüz eğerler.

Dokunmalar, el sıkışlardan, omuza vuruşlardan, omuz tutmalardan ibarettir. Tenin yüzyıllık ağaçların gövdeleri gibi kabuk bağlar, katılaşır. Bu yüzden, bazen biri sana sarıldığında kurumuş dalların alev alır.

Açlıktan miden büzüşür, yemekten kesilirsin. İçine oturan kılıcı öğütemezsin. Bir süre dayanabilirsin ancak. Onu içinden çıkarmak istersin, kusmak, dışına atmak… Gövdende çürüyen, seni de çürüten bir şey gibi gelir o. Bir başkası gelip taşlaşmış gövdenden onu elleriyle tutup çıkarana kadar milyonlarca yıldır aynı yerde duran bir kaya kadar ağır, hareketsiz olduğun yerde kalırsın. Toprakta, altında solucanların, salyangozların, kırkayakların, karıncaların yaşadığı bir iz bırakırsın. İçin yosun tutacak kadar nemlidir. O keskin kılıç içindeyken akan tüm göz yaşların oraya düşmüş, senin huzursuzluğun başkalarına hayat olmuş gibidir.

Biri gelip çeker kılıcı. Her şeyin düzeleceğine inanır ya da inanmak istersin. Fakat, gövdenden ayrılan o yırtıcı kılıcın bıraktığı boşluk hep içindedir. Unutturmaz kederi. Seni sen yapan, dolduran, ama senin hep üstünden atmak istediğin şeylerden biri de işte o başkalarının eline emanet ettiğin ölümcül silahtır. Kılıcındır. Onunla tehdit edip cezalandırabilir seni. Çünkü en acı yalnızlıklar; tanıdıklarımız, benimsediklerimiz, sevdiklerimizin elinden gelenlerdir.

Boşluklarında da vardır senden bir şeyler. Seni sen yapan yalnızlıklar… Kendinin, okşayıp sevmen, sahip çıkman, başkasına emanet etmemen gereken keskin karanlık kılıçlar…

Kendi, karanlığa bakmaktan korkmayıp yalnızlığını sevince insan, ancak bütünlenir.

Yazar: Murat Dural

1973’te İstanbul’da doğdu. Hattat İsmail Hakkı İlkokulu’nda ve Halide Edip Adıvar Lisesi’nde okudu. 1993’te İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü’nü kazandı, lisans ve yüksek lisansını aynı bölümde yaptı. Çok sayıda kazıya, yüzey araştırmasına katıldı. İki yıl Bergama Müzesi’nde çalıştı. 2001’de askerlik görevi esnasında yaşadığı uykusuzluk sorunu sonucu ayaklarını ‘bilateral chopart’ seviyede kaybetti. Kaybetti ama kendini engelletmedi, engelletmiyor. Sporu çok seviyor ve gönül verdiği takımın tribünlerinde kendi topukları üzerinde duruyor. Akademik özlemlerini, ülkesi ve gönül verdiği arma için projeler üreterek telafi etmeye çalışıyor. 2006 yılında ‘Stadyumlardaki Engelli Alanlarının İyileştirilmesi’ ve ‘Büyük Kulüplerde Bedensel Engelli Branşların Arttırılması’ yönünde çalıştı. 2009’da Türkiye’deki engelliliğe, engelliliğin sadece bir düşünce olduğuna, taraftarlığın pozitif tarafına vurgu yapmak için dünyada ilk defa yapılan bir organizasyona dostlarıyla imza attı. Alex De Souza’nın ayaklarının silikon kalıplarını aldı, yürüdü, hatta koştu. Evladıma Miras Bu Sevda adlı kitapta yer alarak hayatını ve bu organizasyonun detaylarını yazdı. Bu proje sebebi ile 2015 yılında Genç Profesyoneller Beşiktaş Platformu tarafından "Yıkılmayan Adam" ödülüne layık görüldü. 2004’ten 2016 Aralık ayına kadar özel bir şirkette çalıştı. 2014’te Fantastik ve Bilimkurgu Sanatları Derneği’ne (FABİSAD) üye oldu. Yabani, Rotka, Vagon, Komplike gibi dergilerde yazıları, öyküleri yayınlandı ve yayınlanmaya devam ediyor. 2016 Kasım ayında İthaki Yayınları'ndan Yankı Enki editörlüğünde ilk öykü kitabı "Kibrit Ev" çıktı. 2017 Şubat ayında 14 Şubat'a dair 14 yazarın 14 öykülük derleme olan "Aşkın Karanlık Yüzü"nde "Loholico", son olarak 2017'de basılan "Pati Öyküleri"nde "Zafer Getiren" öyküsü ile yer aldı. 2017 Eylül itibari ile yine İthaki Yayınları ve Yankı Enki editörlüğünde çıkacak romanı için yoğun tempoda çalışıyor.