Türkiye’nin ilk Ermenice klibini çeken ve yayınlayan bol ödüllü ses Sibil ile müzikal yaşamından konuştuk. Sibil: “Anadilim, kültürüm benim için çok değerliydi ve bunun doğup büyüdüğüm topraklarda bilinmesini sağlamak en büyük isteklerimden birisiydi” diyerek ifade etti.

Ropörtaj: Nergis Fırtına

Klasik bir giriş olacak, ama müzikal yolculuğunuz nasıl başladı?

Müzik hayatıma ilk olarak Feriköy Surp Vartanants kilise korosunda korist ve sonrasında da solist olarak başladım. Koro ile çeşitli festivallere ve konserlere katılıyorduk. Ancak en büyük hayalim bir albüm sahibi olmaktı. Anadilim, kültürüm benim için çok değerliydi ve bunun doğup büyüdüğüm topraklarda bilinmesini sağlamak en büyük isteklerimden birisiydi. Ne mutlu bana ki albüm çıkartma hayalim gerçek oldu. Bu hayatımda verdiğim en doğru kararlardan birisiydi. Bu yolda desteklerini benden esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

İlk albümünüzü 2010 yılında çıkardınız. Mercan Dede, Göksel Baktagir, Majak Toşikyan, Petro gibi önemli müzik insanlarıyla çalıştınız. İlk albüm süreci nasıldı?

Hayatımda belki de ilk kez olarak bu kadar kararlıydım. Nasıl ve ne şekilde olacağını bilmeden yüreğimdeki ses bana bu hayalimin gerçekleşeceğini söylüyordu. Majak Toşikyan bu yoldaki en büyük yardımcımdı. Albümümün sadece Ermeni kökenli dinleyicilere değil Türk kökenli dinleyicilere de ulaşmasını arzuluyordum. Bunun için de bir yapımcıya ihtiyacım vardı. İlk denemem olumsuz sonuçlanmıştı. İsmimin duyulmamış olması ve albümlerin çok satmaması buna sebep olabilir. İlk başvurduğum yapımcıdan olumsuz cevap almam beni biraz olsun üzmüştü ama içimdeki umut sönmemişti. İç sesim bu albüm mutlaka çıkacak diyordu. Ossi Müzik’ten sevgili Hakan Eren, albümümü basmayı kabul ettiğinde duyduğum mutluluğu tarif edemem. İlk ve belki de en önemli engeli aşmıştım ancak sanatçıların desteğini almam ve repertuar seçimi çok önemliydi. Sevgili dostlarım Mercan Dede ve Göksel Baktagir albümümde yer almayı seve seve kabul ettiler. Onların albümüme yaptıkları katkılar benim için çok büyük bir şans oldu. Şarkı seçimini Majak Toşikyan ile birlikte yaptık. Bu aşamada sevgili Majak ağabey ve Petro benim yanımdaydılar. Petro gerek düet gerekse vokallerle “Sibil” adını verdiğim ilk albümümde yer aldı.

Türkiye’nin ilk tamamı Ermenice olan albümünüzü çıkardınız. “Namag” da ilk Ermenice klipti. Zorluklar yaşadınız mı?

“Namag” adlı parçaya çekilen klip, Türkiye’de çekilip yayımlanan ilk Ermenice klip olma özelliğine sahip olduğu için televizyon kanalları buna ilgi gösterdiler ve yayımladılar. Bununla birlikte şu da bir gerçek ki Ermenice klipler diğer yabancı dillerdeki kliplere kıyasla televizyonlarda çok daha nadiren gösterilmekte. Umuyorum ki ilerleyen zamanlarda bu durum değişir.

Son yıllarda duyduğum en nadide seslerden biri olduğunuzu düşünüyorum. Büyülü ve hüzünlü bir sesiniz var. Hatta bir röportajınızda şarkılarınızın babanızı ağlattığını söylemiştiniz. Nedir bu hüznün sebebi?

İltifatınız için çok teşekkür ederim. Doğrusu ağlayan sadece babam değildi. Konserlerimde gözü yaşlı birçok dinleyici ile karşılaşıyorum. Sesin bizi duygulandırıyor, içimizi titretiyor diyorlar. Sebebini bilmiyorum ama şarkılarımı seslendirirken tüm varlığımla hissediyor ve bazen öylesine şarkının içine giriyorum ki benim de gözlerim yaşarıyor. Şarkı söylemek benim için hiç bitmeyecek bir aşk gibi adeta!

Son albümünüzde Ermenice’nin dışında Süryanice/Aramice bir şarkı da seslendirdiniz. Başka dillerde de şarkı söyleme gibi bir fikriniz var mı?

Tabi, neden olmasın! Hatta Ermenistan’dan çok güzel, İngilizce bir parçayı benim için yazıp, armağan ettiler. Umarım en kısa sürede kaydını yapabilirim.

Ermenistan’daki dinleyicilerinizle aranız nasıl? 

Çok iyi! Onlar beni, ben de onları çok seviyorum. İlk günden beri desteklerini benden esirgemediler. Türkiye’de yaşayıp, Ermenice şarkılar söyleyerek insanlara ulaştırabilmem onları da mutlu ediyor. (Gülüyor)

Ünlü Ermeni şarkıcılardan Andre ile İstanbul’da konser verdiniz. İstanbullu izleyicilerin tepkileri nasıldı?
Andre çok sevilen bir sanatçı. İkimiz aynı zamanda çok yakın arkadaş olduğumuz için sahne önünde de çok güzel bir uyum yakaladık. Umarım tekrarı olur.

Çok başarılısınız! Albümleriniz Naim Dilmener tarafından tam not aldı. İki kez Ermeni Müziğini Diaspora’da Tanıtma ve Koruma Misyonu Özel Ödülü, Armenian Music Awards, World Armenian Entertainment Awards, Gomidas Madalyası, Erivan Belediyesi tarafından verilen altın madalyaya sahipsiniz. Ermenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından minnet madalyası aldınız. Pan-Armenian oyunlarının açılış ve kapanışında yer aldınız. Ayrıca ikinci albümünüz “Ser”de de ünlü sanatçıların yanı sıra  Jivan Gasparyan gibi bir ustanın albümünüzde yer alması size nasıl hissetirdi?

Hepsi de gurur vericiydi ve hayallerimin de ötesindeydi. Yaptığınız çalışmaların takdir görmesi mutluluk verici, umarım devamı da gelir. Jivan Gasparyan’a albümümde yer almasını rica ettiğimde hemen kabul etmişti. Benim için büyük bir onurdu. Dilerim ki Tanrı ona uzun ve sağlıklı bir ömür nasip etsin ve hep sahnede olsun.

Türkiye’de sizi daha fazla görecek miyiz? 

Proje teklifleri olursa neden olmasın, seve seve!

Albüm veya yeni projeler var mı ufukta? Gelecek planlar arasında neler yer alıyor? 

Projelerimi gerçekleşmeden önce söyleme taraftarı değilim ancak umuyorum ki yakında sevenlerimi mutlu edecek bir gelişme olacak. Doğrusu ben de sabırsızlıkla gerçekleşmesini bekliyorum. (Gülüyor)