Sibil ile Dokuz Soru

İpeksi sesi, duru güzelliği, kültürel yoğunluğu, başarılarının yanı sıra büyüleyici ve mütevazı tavırlar ile karşılıyor bizi. Sibil sanki yazdığı mektubu bir şişe içerisinde denize bırakmış, sonrasında her şeyi az öteden izliyormuşcasına asil. Fakat bir sorunumuz var. Bugünlerde kendisi epey yoğun. Ermenistan İngiltere arasında mekik dokuyor olduğu için ilk fırsatımızda Amerika ve Avrupa konserleri öncesi nihayet laflayabildik. Şimdi, onu biraz daha yakından tanıma vakti!

Öncelikle merhabalar. Ve sonrasında ise Sibil kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Merhabalar. İstanbul’da doğdum ve yaşıyorum. Bir sabah ansızın uykusundan uyanıp hayallerimi gerçekleştireceğim diyerek yola çıkan, Ermenice dilinde albüm çıkartmaya karar veren, azimli, inançlı, hayal dünyasını elinden geldiği kadarıyla geniş tutmaya çalışan müziğe âşık bir insanım.

Ermenistan’daki halkın Türkiye’de icra ettiğiniz sanata bakışı nasıl? 

Ermenistan halkı ilk çıktığım günden beri beni destekledi. İstanbullu olup ana dilimde albüm çıkarttığım için de ayrıca takdir ettiler. Müziğimin ve tarzımın diğer sanatçılardan farklı olduğunu söyleyip beni çok farklı bir yere koydular. Ben de çıktığım ilk günden beri müziğimin kalitesinden ödün vermeden elimden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyorum.

Buradaki algıların değiştiğini düşünüyor musun? Ermenice bilmeyen Türk vatandaşlarının da müziğinize destek veriyor veya memmuniyetlerini dile getiriyor olmaları nasıl bir his?

Doğrusu harika bir his. Türkiye’de  aldığım övgüler beni fazlasıyla mutlu ediyor. Bu sayede amacıma her an  biraz daha ulaştığımı hissediyorum. Ermeni müziği bu topraklara ait. Üzüntüm o ki yeteri kadar insana ulaşamamış ve en önemlisi ulaşması için çok da fazla fırsatlar sunulmamış.

İki ülke arasında barış elçisi olduğunuzu konuşulmaya başlandı. Neler düşünüyorsunuz?

Ufacık da olsa bir katkım varsa ve daha da olacaksa bundan dolayı büyük bir mutluluk ve gurur duyarım.  Müziğin insanları birbirine bağlayan mucizevi bir gücü var. Keşke daha çok fırsat verilse ve daha da güzel şeyler yapabilsek.

TRT’de Serkan Çağrı’nın programına konuk oldunuz. Ve tüm program boyunca Ermeni müziği hakkında konuşuldu. Bu bir ilkti. Peki, nasıl bir histi?

Serkan ile tanışıklığımız seneler öncesine dayanıyor. Kendisi harika bir müzisyen olmasının yanı sıra eşsiz de bir yüreğe sahip. TRT’de kendi hazırlayıp sunduğu Seslerin Çağrısı adlı programa beni konuk ettiğinde ve programın tamamının Ermeni müziğine ayrılacağını söylediğinde müthiş heyecanlanmıştım! Daha önce yine TRT ekranlarından sevgili dostum Göksel Baktagir’in Hayal Gibi Ezgiler adlı programına konuk sanatçı olarak katılmış ve Ermeni müziğinden örnekler sunmuştum. Ancak Serkan Çağrı’nın programının tamamı Ermeni müziğine adanması açısından bir ilkti. Bana eşlik eden sanatçı arkadaşlarımın da tamamı Ermeni idi. Program boyunca ekip olarak çok heyecanlıydık. Daha sonra televizyondan izlediğimde gözyaşlarımı tutamadım. TRT ekranlarında adeta bir mucize oluyordu. Şarkılarımı icra ederken altlarına tek tek Türkçe tercümeleri konulmuştu. Ekipteki müzisyen arkadaşlarım ile de ilk kez bir araya gelmiştik. O açıdan da ayrı bir heyecan duyuyordum. Bu vesile ile hem Serkan Çağrı’ya hem de TRT’ye bana bu fırsatı verdikleri için çok teşekkür ederim.

Kliplerinizin de ne yazık ki yeterince Türk medyasında yer bulduğuna şahit olamadık. İngilizce şarkıların hiç tereddütsüz yayınlanıyor olması gerçeğini de hesaba katacak olur isek burada dikkat çekmek istediğim şey şu ki; neden Ermenice şarkılar yok sayılıyor? Veya tüm bu algıların değişeceği gün neler olacağını düşünüyorsunuz?

Keşke bunun cevabını bilebilsem. Kliplerimi yayınlatma konusunda zorluk çektiğim doğru; ama ben yılmadan, usanmadan klip çekmeye devam edeceğim. Hayalim o ki bir gün benim göndermeme bile fırsat kalmadan televizyon kanalları kendiliğinden kliplerimi yayınlasın.

Türkçe bir şarkı okuma fikrinizi hâlâ ısrarla, üstüne bastıra bastıra söylüyorum. Var mı böyle bir plan? Acaba bu sayede Ermeni müziğinin Türk medyası ile tam anlamı ile kucaklaşmasını sağlayabilme açısından önayak olması söz konusu olabilir mi?

Bu konuda Türk dinleyicilerden de çok fazla yorum alıyorum. İleride Türkçe bir parça kaydedip Youtube’a yükleyebilirim. Yeter ki içime sinen bir çalışma olsun.

Çok yakın bir zaman önce Andre Simonian ile Kez Em Yerkelu adlı şarkınıza bir klip çektiniz. Gidişattan memnun musunuz?

Bazı şarkılar vardır geçicidir. Dinlenir, eğlendirir, sonrasında ise unutulur. Bazı şarkılar vardır ki ömürlüktür. Yavaş yavaş, sindire sindire dinlenilir. Kitlelere ulaşır ve gelecek nesillere aktarılır. Andre ile seslendirdiğim Kez Em Yerkelu adlı parça bana göre Ermenistan adına yazılan en özel parçalardan biri. Söz ve besteyi ilk dinlediğimizde ben de Andre de çok etkilendik. Ve mutlaka şarkıyı kayıt edip klip çekmeye karar verdik.

İlerleyen günlerden bahsedelim istiyorum. Neler var sırada? Neler olacak?

Yoğun bir program beni bekliyor. Yakın zamanda Ermenistan’a gidip çok özel bir belgeselde yer alacağım. Doğrusu bu belgesel için seçilmiş olmak beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. Daha sonra Amerika ve Avrupa da konserlerim olacak. Ayrıca yeni şarkılar ve yeni klipler için aklımda, gönlümde sürekli projeler var. Umarım hepsini en hayırlı ve en güzel şekilde gerçekleştirebilirim.

 

Röportaj: Güney Güneyan

Yazar: Güney Güneyan

Gazeteci, muhabir, röportör, köşe yazarı, genel yayın yönetmeni ve yazar