Sosyal kaygı ve sosyal fobi genellikle aynı anlamlarda kullanılsa da, birçok kişi aynı sıkıntıyı yaşıyor olmak ila birlikte bu durumun hayatlarını ne kadar etkilediğinin farkında olmayabilir. Sosyal kaygı psikolojik destek alınması durumunda rahatlık ile üstesinden gelinebilecek ve sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

Korku ile fobi arasındaki farka baktığımızda en önemli noktalardan birisi, fobideki tepkinin mantıklı bir sebep ile açıklanamaz olmasıdır. Örneğin, bir kişiyi çocuk iken köpek ısırır ve kişi köpeği her gördüğünde tedirgin hisseder, bazen de vücudu tepki verir. Fobide ise kaygının belirli bir açıklaması mevcut değildir ve verilen tepki daha yoğun bir semptom olarak karşımıza çıkar. Bu durumlarda bazen uyaran belirdiğinde, bazen de uyaran belirme riskinde tepki veren bireyler ile karşılaşılabilir.

Çocukluk döneminde de belirebileceği gibi ergenlik döneminden itibaren en sık karşılaştığımız kaygılardan birisi de sosyal kaygıdır. Sosyal fobi ve kaçınmaya varan boyutları da mevcuttur. Evinizin güvenli ortamından dışarı çıktığınızda kaygıyı tetikleyen birçok uyaran vardır. Toplu taşıma araçlarındaki insanlar, taksiyi çağırmak, mağazada alışveriş yapmak, tek başına bir kahve içmek, toplantılara katılmak, sunum yapmak sosyal kaygısı olan bireyin en büyük kabusları arasında yer alabilmekte olduğu da pek olasıdır.

Bu grup ve toplu etkinliklerden keyif almak bir yana, eziyete dönüşen bu süreçlerde bireylerin başvurduğu savunmalardan birisi kaçmak olur. Ortamı engellemek, kaçış planları üretmek, sürekli tehditleri analiz etmek kişinin zihinsel olarak meşguliyetine yol açmaktadır. Yoğun düşünceler diğerlerinin ne düşündüğü, gelecek eleştirilerin tahmini ve engellenmesini de içerince birey gitgide artan bir umutsuzluğa kapılabilir. Çözüm olarak düşünülen kaçış ise bu kaygının daha da sabitlenmesine sebep olmakta ve bu duygu durumunu çıkmaza sokmaktadır.