Sizlere yıllardır süren ama son birkaç aydır sıkça şahit olduğum, artık iyice çivisinin çıktığını düşündüğüm bir konu üzerine yazmak istedim. Anlatmak zor olacak. Bir öykü ya da roman konusu olsaydı bundan bahsetmek, ardı ardına cümleler kurmak belki daha kolay olurdu. Gerçeğin kurguya baskın çıktığı, yine “keşke kurgu olsa” dediğim o kayıp kavşaklardan birinde duruyorum. Böylesi bir başlık atıp altına birazdan okuyacaklarınızı yazmak zorunda kalıyorum. Belki de zaten farkında olduğunuz ve uzak durmaya çalıştığınız bir mevzuyu yeniden ısıtıp önünüze koyuyorum.

Şahitliğim ne yazık ki sosyal medyadan tanıdığımız, zaman tünelimize düşen insanların, onların hayatlarında asla anlayamayacağımız yerlerde duran; hastalıkları, gerilimleri, mağduriyetleri, kayıpları, acıları üzerinden bir diğerinin, hesabın giriştiği haddini aşan dua, dilek, destek, yardım paylaşımları. Sosyal medyada iyilikten kasıt, gittikçe o kişiden habersiz, öznelerden başka yerlere kayan, rol çalan, yerine varmayıp bir diğerini paylaşan kişinin farkında ya da farkında olmadığı maddi ve manevi reklamlara dönüşüyor.

Kişiler, yakınlar, dostlar tarafından metanetle karşılanan olaylar, kendi iç mücadelesini vermek isteyen insanlar; eklenerek ya da eklenmeden geçirdikleri bir ameliyat, kişilerin gerçeklerini anlaşılmaz kılan, saptıran, yansıtmayan ikinci hatta üçüncü şahısların içsel ders çıkarma/verme, kişisel gelişim hezeyanları, halüsinasyonları haline dönüşüp diğer kişinin gerçeği üzerinden yapılan duygusal bir mastürbasyona varıyor. Gerçekten destek mi oluyoruz yoksa çok güzel bir şekilde köstek mi?

Şiddetin pornografisi olabiliyorsa duygusallığın da pornografisi var demekki! Başkaları üzerinden ahlakçılık yapmak da bir tür duygusal tatmin ya da bir başkasının en küçük hatasından tutup o kişiyi topluluğun önünde bir direğe bağlayıp linç etmekte. Üzülerek söylüyorum ki böylesi paylaşımlar o kişinin adamlık derecesini belirtmek, siyasi kimlik, insaniyet, dinen yeri ile ilgili varmaya çalıştığı, daha açık konuşmam gerekir ise kendini konumlandırmak, başkaları tarafından orada görülmek, toplum gözünde onaylanma istemi ve ihtiyacı ile ilgili doğrudan alakalı!

Böylesi bir tatmin ve reklam panosu olarak kullanılan sosyal medya hesabının, sahibinin bahsettiği kişi olmama olasılığı ise bir o kadar yüksek. Sıklıkla az tanıdığımız, uzaktan bildiğimiz, yüzyüze gelmediğimiz insanların içselleşen yaşanmışlıktan oluşan gerçeklerine böylesine katkı yaptığımızı düşünürken aslında onların tepkilerini çekebilecek bir yere adım atıyoruz. Farkında olan yapmaz, yapmamalı. Farkında değiller mi? Lütfen! Onların metanetleri ya da yaşanmışlıklarından gelen giremeyeceğimiz duygusal bölgede destek olalım derken daha çok yaralanmalarına sebep oluyoruz. Acıların paylaşıldığında azaldığı, sevinçlerin paylaşıldıkça arttığı söylenir. İşte bu acıların paylaşılıp yaraların daha da açıldığı modern ve keskin kenarlı bir alan sosyal medya.

Yaşanmış bir olay ile size bunu örneklendirmek istiyorum. Kendisi Facebook’tan arkadaşımdı. Çok genç yaşında uzun süre kanser ile mücadele etti, asla negatifleşmedi ve bir insan, bir hesap ondan habersiz, hayatını son derece acındırır bir şekilde Twitter’da adına yardım kampanyası düzenlendi. Pek tabiî ki insanlar ve ben bunun üzerine atladık, iyi niyetle paylaştık. Sonradan anladık ki bilmeden büyük bir ayıba ortak olmuşuz. Facebook’ta kendisinin buna verdiği sert tepkiyi görünce yerin dibine girdim. Ne yazık ki iki yıl önce tüm mücadelesine rağmen kendisini kaybettik. Ama önemli olan, hatırlanmak istediği şekilde hastalığı süresince sergilediği metanetli, güçlü duruşuydu. Tüm o zorlukların, acıların arasında gösterdiği cesaret örnek olacakken mağduriyet edebiyatı ile sosyal medyadan böylesi bir harekete girişmek kendisine büyük bir üzüntü vesilesi oldu. Bu olayın akabinde kendisini daha yakından takip ettiğimde o ve yansıtılan diğer profilin tamamen zıt olduğunu gördüm. O bir savaşçıydı. Peki, ya destek?

İşte dikkat çekmek istediğim pornografi de tam anlamıyla bu. Kültürümüze eskilerden gelip sinen bir başkasının “bu da geçer, güçlü ol, dik dur” muhabbetinin, gereksiz acıma ve hüznün belki de olayın asıl öznesi olan kişiler için çok gerilerde kalmış olması. Bir engelle, hastalıkla mücadeleden insanların kendi evleri dikizleniyormuşçasına sosyal platformlarda dilek ağacına, ağlama duvarına çevrilmeye çalışılması bence toplumsal ve elektronik bir sapkınlık. Zaten yakın çevresi doğru desteğin ne olduğu, ne anlama geldiği konusunda büyük ihtimalle bilgi sahibi. Destek, özelden sorulsa ya da verilse belki de hiç sorun olmayacak; ama sosyal medya genelinde herkese ilan etmek, ucundan başka yerlere çekip zaten zor olan bir durumu iyice komplike ve kötü bir hale sokmak “yine bence” iyileştirici bir söz, bereketli bir yardım taşımıyor.

Bazı insanların kendine göstermediği ya da görmediği empatiyi, inandığı ya da inanmadığı şeyleri bir başkası üzerinden yaşaması duygusal bir mastürbasyondan öteye gitmeyen, özellikle insanların gözü önünde yapılınca çok yakışıksız bir davranış. Çünkü bahsettikleri insanlar onlardan daha güçlü ve belki de onların asla veremeyecekleri bir mücadelenin eri konumundalar. Son söz; sosyal medya gittikçe bir diğerinin hayatı üzerinden kendini başka türlü göstermek isteyen insanların boy aynası halini alacaksa –ki aldı- her gün görüp tiksindiğimiz hayatın karanlık yüzünden, maskelerden, illüzyonlardan ne farkı kalır? Cevabı biliyorsunuz diye düşünüyorum. Herkese kendi hikayesinin kahramanı olmayı dilerim. Kendi metaneti, gücü ve mücadelesi ile…