Romanya’nın Karadeniz’deki Constanta limanı, Avrupa’dan Filistin’e geçmeye çalışan Yahudiler için gemiye binmenin çok önemli bir noktasıydı. İngiliz göçmenlik kısıtlamalarına karşın, can havliyle Almanlardan kaçabilmenin yollarını arayan binlerce Yahudi; Constanta, Türkiye, Filistin rotasını takip etmek üzere gemiye bindi. Aralık 1941’de yedi yüz altmış yedi Yahudi, Constanta’da Struma adındaki bir gemiye bindi. İstanbul’a vardıktan sonra Filistin vizesi başvurularını yaparak Filistin’e seyretmeyi planlamışlardı. Struma güvenli olmayan, aşırı derecede kalabalık ve sağlık tesislerinden fazlasıyla yoksundu. Motor arızalarına karşın 16 Aralık 1941’de İstanbul’a vardı. Orada yolculara Filistin’e giriş yapabilmek için zorunlu olan vizeleri alamayacakları söylendi. Dahası, Türkiye’ye girmelerine bile izin verilmeyeceği bildirildi.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Romanya’da Almanya yanlıları iktidarda olduğu ve Alman birliklerinin de bu ülkede bulunduğu dönemde, uğradıkları baskı ve kıyım nedeniyle Romen Yahudileri ülkeyi terk etmek istemişlerdi. Başlangıçta Romen makamları, bazı nedenler ile gitmelerine göz yumdukları ve hatta bunu uygun gördükleri için Yahudiler ülkeden ayrılma olanağını buluyorlardı. Bu insanların gitmek istedikleri ülke yukarıda da bahsettiğim üzere Filistin’di. Filistin ise, o dönemde İngiliz yönetimi altında bulunuyor ve İngiltere kendi çıkarları açısından Filistin’e Yahudiler’in gelip yerleşmelerini istememekteydi.

Bu bağlamda, Türkiye bu gemideki mülteciler için Almanya ile değil, İngiltere ile mücadele etmiştir. Bu gemideki Yahudiler Türkiye’ye yerleşmek için değil, Filistin’e geçmek için transit olarak kullanmak üzere karaya çıkmak istiyorlardı. Kaldı ki, Türkiye’nin yeniden imarında bu dönemde kabul edilen birçok Yahudi rol almıştı. Fakat gemi, iki aydan daha fazla bir süre İstanbul limanında karantinaya alındı. Türk makam ve mercileri, İngiliz mutabakatı olmadan, yolcuların Filistin’e seyahatlerine izin vermedi. 23 Şubat 1942’de Türk polisi gemiyi denizin açıklarına doğru çekip terk etti. Ertesi gün, gemi battı. Geminin batmasının nedeni kesin olarak bilinmese de, bir Sovyet denizaltısı tarafından yanlışlıkla torpillendiği düşünülüyor. Sadece bir yolcu, David Stoliar hayatta kalmayı başardı. Struma’nın batması, Britanya’nın Filistin’e göç etme politikasına karşı geniş çaplı uluslararası protestolara yol açtı. Fakat, savaşta tarafsız kaldığını iddia eden Türkiye için düşünülmesi gerekilen bir konu. Nitekim; gemideki insanlar ne askerdi, ne de savaşa dahil kişiler. Yalnızca Filistin’e giden Yahudilerdi. Gerçek bir tarafsız ülkenin mültecileri kendi ülkesinin karasuları içinde açıktan açığa ölüme terk etmeyeceğini David Stoliar net bir şekilde şöyle açıklıyor: Uluslararası toplum bu insanları ölüme terk etmiş, Türkiye de bu cinayete göz yummuş görünüyor.