Antik Çağ’ın şafağında, on iki İyonya şehir devletinden Efesos ile Samos epey didişmişler. Samos’un denizlerdeki hakimiyeti, Efes’in Akdeniz’e serbestçe açılmasını önlemiş muhtemelen. Kültürel alanda da rekabet kıyasıya sürmüş. M.Ö. 550 yılından az önce Samoslular, tanrıça Hera’nın doğum yeri olan İmbrasios Irmağı’nın denize kavuştuğu yerde Antik Çağın mermerden ilk anıtsal tapınağını inşa etmeye girişmişler. Efes durur mu? MÖ 550 dolayında, tanrıça Artemis’in doğum yeri olan Kenkhrios ırmağının denize kavuştuğu yere mermerden görkemli bir Artemis tapınağının temelini atmışlar.

Efes’teki sonradan antik dünyanın yedi harikasından biri sayılmıştır. Büyük kısmı Londra’daki British Museum’dadır. Kırık dökük tek sütunu Selçuk Kalesi’nin altında, merhum Amazon Restoranın önündeki düzlükte durur. Samos’takinin kırık dökük tek sütunu da havaalanının ardındaki hayıtlıklarda turist kafilelerini bekler. Tapınağın arkasındaki tepelerde iki yüz, üç yüz metreye kadar çıkarsan Kuşadası’nı görürsün. Arkadan Efes’in tepeleri de kışın görünür mü bilmiyorum.

Şirince’nin adının sırrına 2010’da yer adları üzerinde çalışırken uyanmıştım. Bir şeyler yazdım da galiba, ama şimdi bulamıyorum.

M.S. 17 yılında yazan Strabon, Geographiká 14.1’de Efes yakınındaki Kenkhrios Irmağından söz eder. Bu ırmağın kenarında, denizden bir miktar yüksekte Ortygia adlı muhteşem bir koruluk vardır. O korulukta tanrıça Leto ikiz çocukları Artemis ve Apollon’u doğurmuş, doğumdan sonra Kenkhrios ırmağında yıkanmıştır. Korunun ardındaki Solmissós dağında koruyucu ve kollayıcı Kuretes’ler, anneyi ve dölünü kıskanç tanrıça Hera’dan korumak için nöbet tutmuştur. Sonradan burada Artemis onuruna tapınaklar yapılmış ve dünyaca ünlü heykeltıraşlar tarafından donatılmıştır. Ancak Strabon’un metninden, burada kast edilenin Efes’in meşhur Artemis tapınağı mı yoksa başka tapınaklar mı olduğu anlaşılmaz.

Modern tarihçiler Kenkhrios Irmağı’nın yeri konusunda muğlaktır. Şu anda araştırıp hatırlamaya üşendiğim birileri, Strabon’un anlatımındaki bir belirsizlikten yola çıkarak Kenkhrios’un Kuşadası yakınındaki Arvalya deresi olduğuna hükmetmişler. Bu bilgi yinelendikçe kesin olgu niteliğini kazanmış. Oysa doğru olamaz. Tanrıçanın kutsal doğum yeri Arvalya’da iken dünyaca ünlü ibadethanesini neden sekiz kilometre öteye, Şirince Irmağı’nın denize kavuştuğu noktaya kursunlar? Mantığı yok.

Nitekim Yunanlıların Anadolu Macerası yıllarında da birileri böyle düşünmüş. Solmissós Dağının Şirince’nin arkasında, Suyun Anası dediğimiz yerin sırtındaki dağ olduğuna karar vermişler. 1921 yılında o zamanki adı Kirkince yahut Çirkince olan köyün adını Solmissósolarak değiştirmişler. İşgal dönemi İzmir Askeri Valiliğince yayınlanan resmi haritada mevcut.

Köyün eski adı Kırkınca değil, her zaman kef harfiyle ve ince diziyle Kirkince anlamı olmayan bir Türkçe isim. Düşünüyorsun: Kenkhrios Türkçede olsa olsa Kenkir yahut Kinkirolur, yer adlarına her zaman eklenen küçültmece -ce ekiyle Kinkirce. Acaba? Kirkince köyü 1790’larda kurulmuştur, daha önce yerleşim yokmuş. Acaba derenin adını köyden değil de köyün adını dereden mi aldılar?

Samos’a geldiğim ilk gün tesadüfen yolum Pagondas köyüne düştü. Güzel bir köy; harikulade bir köy meydanı ve son derece kafadar, eski komünist esnafı var. Türkiyeli, siyasi yüreği doğru yerde bir genç çift de burada ev almış, yerleşmeyi tasarlıyorlarmış. İlk başta belli bir iz bırakmadı, “Güzelmiş!” deyip geçtim. Sonra yavaş yavaş beynimin bir yerinde orası kıpraşmaya başladı. Tekrar gittim. Tekrar tekrar gittim. Her seferinde biraz daha aşık oldum. Bir sürü satılık ev var: “Sana buradan bir ev ayarlayalım!” dediler. Beşinci gidişte harikulade bir eski konak gösterdiler; kırk seneden beri boş, üç otuz paraya satılık. Ustaları topladım, makul fiyata onarılabileceği görüldü. Ufak meydanın etrafındaki beş on evi de birkaç kişi birleşip alsak, bir cemaat alanı oluştursak, aşağı meydandaki harap büyük taş binayı da derslik yapsak gibi fikirler kafamda cirit atmaya başladı. Can çıkar huy çıkmaz.

Pagondas cennet gibi bir küçük vadiye yamaçtan bakıyor. Aşağısı baştan aşağı bağlık, zeytinlik, incirlik dünyada olabilecek en güzel yerlerden biri herhalde. Daha aşağısı, derenin düze indiği yerler hayıtlık ve sazlık. Hera tapınağının tek duran kolonu orada. Deniz köyden altı, havaalanı ise sekiz km. Önceki gün birden ayılıp sordum, bu derenin adı ne diye. İmbrasios deresiymiş. Tanrıça Hera buradaki hayıtların arasında doğmuş. Anası Rhea, yavrularını yiyen babası Kronos’tan kızını sakınmak için burada nöbet tutmuş.

Sami tanrıları ile işimiz olmaz, ama Antik Yunan tanrıları gerçekten varlar sanırım.