Türkiye’deki Afrika Kökenli Türkler

İzmir’in altmış kilometre kadar güneyinde bulunan Naime köyünde yüz altı yaşında olduğunu söyleyen Hatice Nine, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu hatırlamaya çalışıyor. Uzun zaman öncesine ait anıları silikleşmiş olsa da, davul ve trampetleri hatırlıyor. Sonra birden aklına başka bir şey gelmiş gibi “Atatürk babamı kurtardı. Cumhuriyetten sonra özgür oldu” diyor.

Türk kimliğini gururla taşıyor. Ama anne babasının kimliği yoktu. Ailesinin kökenleri hakkında pek de bir şey bilmiyor. Tek bildiği ise atalarının 1800’lerde Doğu Afrika kıyılarından Osmanlı İmparatorluğu’na getirilen yüz binlerce köleden biri olması! Afrika kökenine dair bilgisi yok. Yalnızca  Türkçe konuşuyor ve ailesinin kökeni ile ilgili sorular rahatsız olmuş gibi bir hali var ve çoğuna cevap vermiyor veya veremiyor. Anne ve babasının, Atatürk’ün 1924’te yeni anayasa ile getirdiği eşit vatandaşlık hakları sayesinde özgürlüğüne kavuştuğunu söylüyor.

Yaşıtı birçok köylü Türk kadını gibi Hatice Nine de okul yüzü görmemiş. On altı yaşında evlenmiş ve dokuz çocuk sahibi olmuş! Özgür olsa da, milliyetçiliğin güçlü olduğu ve azınlıkların zorla asimile edildiği bir ülkede siyah bir kadın olarak sürdüğü yaşam pek de kolay olmamış. Türkiye birçok etnik ve dini azınlığı barındırsa da Afrika kökenli Türkler büyük şehirlerde hemen dikkat çekiyor. Mülteci krizi ile birlikte, çoğu insan onları Avrupa’ya gitmeye çalışan Eritreli, Somalili mülteciler ile dahi karıştırmakta.

Bazı tahminlere göre Afrika kökenli Türklerin sayısı yüz bine kadar ulaşsa da Ege bölgesi dışında fazla bilinmiyorlar. On sekizinci yüzyılda birçok köle aileleri ile birlikte İzmir’in pamuk tarlalarında çalışmaya gönderilmiş. Ve bunların bir kısmı da Osmanlı’nın son dönemlerinde başka bölgelere yerleştirilmiş. Konu entegrasyona gelince de Hatice Nine’nin oğlu Esat canlandı. Verandanın gölgesinde, Kuzey Kıbrıs’ta askerlik yaptığı ve sahilde bir otelde çalıştığı sırada çektirdiği fotoğrafları ile dolu albümü çıkardı. Fotoğraflardaki tek siyah yüz onunkiydi. Ama onlar Türkiye’de yaşayan yüz binlerce siyahiden yalnızca birkaçı!

Yazar: Mehtap Munis