Nazi destekli eziyet ve kitle cinayetleri Üçüncü Reich’te ve işgal altındaki Avrupa’nın her tarafında Almanlara direnişi besledi. Nazilerin başlıca kurbanları Yahudiler olmasına karşın, onlar da Nazi baskısına çeşitli yollarla, hem kolektif hem de bireysel olarak direndiler. Örgütlü silahlı direniş, Alman işgali altındaki Avrupa’da Nazi politikalarına en güçlü Yahudi muhalefetiydi. Yahudi siviller işgal altındaki Polonya’da ve Sovyetler Birliği’nde yüzün üstünde gettoda silahlı direniş gösterdiler. 1943 Nisan, Mayıs aylarında, Varşova gettosundaki Yahudiler Almanların kalan getto sakinlerini Treblinka ölüm merkezine sürgün edeceği dedikodularından sonra silahlı ayaklanmaya giriştiler.

Alman SS ve polis birlikleri gettoya girdiklerinde, Yahudi Mücadele Örgütü ve diğer Yahudi grupları Alman tanklarına molotof kokteylleri, el bombaları ve az miktarda hafif silahla saldırdılar. Almanlar direnişin şiddeti nedeniyle şok oldularsa da, birkaç gün içinde esas çatışmayı bitirmeyi başardılar, tartışmasız üstün olan Alman güçlerinin gettoda tamamıyla güvenliği sağlaması ve fiilen kalan tüm getto sakinlerini sürgüne göndermesi neredeyse bir ayı buldu. Varşova gettosu başkaldırısının sona ermesinden sonra bireysel Yahudi direnişçiler, Alman personele saldırıları önlemek için SS ve polis birliklerinin devriye gezdiği gettonun yıkıntıları arasında saklanmaya aylarca devam ettiler.

Aynı yıl içinde, Vilna, Bialystok ve bazı başka gettolarda, getto sakinleri Almanlara karşı ayaklandılar. Birçok getto savaşçısı, getto sakinlerinin çoğunluğunun çoktan ölüm merkezlerine gönderildiği bilgisiyle ve aynı zamanda şimdi bile direnişlerinin savaşamayan diğer Yahudileri imhadan kurtaramayacağını bilerek silaha sarıldı. Ancak, Yahudi onuru için ve kıyıma uğrayan çok sayıda Yahudi’nin intikamını almak amacıyla savaştılar. Binlerce Yahudi genç gettolardan ormanlara kaçarak direndi. Orada Sovyet partizan timlerine katıldılar ya da Alman işgalcilerini taciz etmek için ayrı partizan timleri oluşturdular. Birçok Yahudi heyet üyesinin kendileri de sürgün edilene dek Almanlarla baskı altında iş birliği yapmasına karşın, bazıları Temmuz 1942’de Almanlar Yahudileri sürgün için teslim etmesini emrettikleri Minsk’teki Yahudi heyeti başkanı Moshe Jaffe gibi, itaat etmeyerek direndiler.

Yahudi tutuklular üç ölüm merkezinde gardiyanlarına karşı ayaklandılar. Ağustos 1943’te Treblinka’da ve Ekim 1943’te Sobibor’da tutuklular, çalıntı silahlarla SS personeline ve Trawniki’de eğitilmiş yardımcı gardiyanlara saldırdılar. Almanlar ve yardımcıları ayaklanma sırasında ya da sonrasında kaçanları yakaladıktan sonra isyancıların çoğunu öldürdüler. Bununla birlikte birkaç düzine tutuklu takipçilerini atlatıp savaştan sağ kurtuldu. Ekim 1944’te Auschwitz, Birkenau’da, Yahudi Özel Birlikleri üyeleri SS gardiyanlarına isyan ettiler. Çatışma sırasında nerede ise iki yüz ellisi öldü, SS gardiyanları bin iki yüz kişiyi de isyan bastırıldıktan sonra kurşuna dizdi. Birkaç gün sonra, SS’ler krematoryumu havaya uçurmak için Sonderkommando’ya patlayıcı madde tedarik eden, dördü Yahudi beş kadının kimliğini tespit etti. Beş kadının hepsi öldürüldü.

Almanlar ya da müttefikleri tarafından işgal edilen birçok ülkede Yahudi direnişi sıklık ile yardım ve kurtarma biçimini aldı. Filistin’deki Yahudi yetkililer, Hannah Szenes gibi, 1944’te Macaristan’a ve Slovakya’ya Yahudileri saklamak adına yapabilecekleri ne yardım varsa yapmaları için el altından paraşütçü gönderdi. Fransa’da çeşitli Yahudi yeraltı birimleri, Güney Fransa’da faaliyette bulunan Yahudi ordusunun da içinde bulunduğu farklı direniş grupları oluşturmak amacıyla birleşti. Birçok Yahudi ulusal direniş hareketleri mensupları olarak Belçika, Fransa, İtalya, Polonya, Yugoslavya, Yunanistan ve Slovakya’da savaştı.

Gettolarda ve kamplardaki Yahudiler, Nazi baskısına aynı zamanda çeşitli manevi direniş biçimleriyle karşılık verdi. Nazilerin Yahudileri insanlık belleğinden silme çabasına karşın, Yahudi toplumunun tarihini ve toplumsal yaşamını korumak için bilinçli girişimlerde bulundular. Bu çabaları; Yahudi kültür kurumları oluşturmak, dinsel tatilleri ve ritüelleri yerine getirmeye devam etmek, gizli eğitim sağlamak, gizli gazeteler yayınlamak ve 1943’te imha edilmesine karşın, Varşova gettosundaki Yahudilerin öyküsünü anlatan Varşova’daki Oneg Shabbat arşivi gibi belgeleri toplamak ve saklamaktı diyebiliriz.