Elmasın yerkürenin derinliklerinde nasıl oluştuğu bilgisi yaşamın nasıl geliştiğini de açıklayabilir. Almanya’daki bir jeoloji enstitüsü bunun için sıfırdan elmas üretmeye çalışıyor. Dan Frost, Almanya’nın Bayerisches Geoinstitut enstitüsünde çalışan bir biliminsanı. Frost, yerkabuğunun binlerce kilometre derinliklerindeki ortamı laboratuvarda yaratmaya çalışıyor. Bunun için kayaları çok büyük bir basınca tabi tutmak gerekiyor. Bu deneyleri sırasında Frost, karbondioksit ve yerfıstığı ezmesi kullanarak nasıl elmas yapabileceğini keşfettiğini söylüyor. İnsanlığın uzayda kat ettiği ilerlemelere kıyasla ayaklarımız altında yatan yerkürenin derinlikleri hakkında çok az bilgi sahibiyiz. Jeoloji, yerkürenin içini çeşitli katmanlara ayırıyor: İç çekirdek, dış çekirdek, alt ve üst manto ve yerkabuğu. Fakat bu katmanların bileşimi konusunda hala büyük bir bilgi boşluğu var.

Dünyanın nasıl oluştuğunu anlamak istiyorsak öğrenmemiz gereken ilk şeylerden biri bu gezegenin nelerden oluştuğudur. Birçok jeolog dünyanın yapısının asteroit kuşağındaki göktaşlarının yapısına benzediğini düşünmekte, ama yeryüzüne düşen göktaşlarında yerkabuğundakinden çok daha fazla silikon bulunuyor. O halde bizdeki silikon nerede? Olasılıklardan biri, alt manto katmanında sıkışıp kalmış olabileceği.

Bu sorunun cevabını bulmak için iki tür pres kullanıyor. Biri piston yolu ile minik kristal parçacıklarına atmosferdeki basıncın iki yüz seksen bin katı basınç uygulanmakta ve bu parçacıklar aynı anda yüksek ısıya tabi tutuluyor. Bu şekilde yeryüzünün sekiz ile dokuz yüz kilometre altındaki alt mantonun koşulları oluşturulup kristal atomlarının yoğunlaşması sağlanıyor. İkinci örs ise yeni oluşan mineralleri parçalayarak dünyanın daha da derinlerindeki ortama uygun hale getiriyor. Bunun için kristalleri yavaşça sıkan iki elmas kullanılıyor. Bu elmasların kullandığı basınç atmosfer basıncından 1,3 milyon kat daha güçlü. Numune kristaller hala bu cihazın içinde iken ses dalgalarının bu kristallerden yayılma biçimine bakılıyor. Sonra bu veriler yerküre içindeki sismik dalgalarla karşılaştırılarak örnek oluşumun mantonun bileşimiyle ne kadar benzerlik gösterdiği tespit ediliyor.

Bulgular çok şaşırtıcıydı! Çünkü mantodaki silikon oranı göktaşlarındaki kadar yüksek değildi. Bunun nedeni silikonun belki de daha derinlere, yerkürenin çekirdeğine inmiş olabileceği ihtimaline bağlanmakta. Bir başka olasılık ise dünyanın başlangıçta silikonla dolu çok daha büyük bir kabuğa sahip olmuş olabileceği ve göktaşlarının çarpması sonucu bu tabakanın dağılmış olabilmesi. Kim bilir, belki de dünyanın başlangıçta hangi maddelerden oluştuğu konusunu yeniden ele almamız gerekebilir. Yoğun basınca tabi tutma işlemi ayrıca mavi renkli magnezyum demir silikat mineralinin de oluşumunu sağladı. Böylece mineralin hidroksit iyonları, yani hidrojen ve oksijen atomları ve su içerdiği biliniyor. Buradan da, yerkürenin derinliklerindeki manto katmanında belki de okyanuslar olabileceği sonucuna varılıyor.

Yapılan deneyler soluduğumuz hava konusunda da ipuçları içerebilir. İşte Frost’un elmasları burada devreye giriyor. Frost, yaşanan bazı jeolojik süreçler yoluyla okyanuslardaki karbondioksitin kayalara, oradan da manto tabakasına çekilmiş ve bu yol ile elmasların oluşmuş olabileceğini düşünüyor. Elmasın diğer karbon türlerinden daha az değişken olduğu için yeniden atmosfere salınmış olması ihtimalinin az olduğunu belirtilir iken, manto katmanının elmas tabakası ile örtülü kalması sayesinde, dünyanın merkezinden dışa ısı yayılımının azalmış ve yaşamın gelişmesi olanaklarının artmış olabileceği düşünülüyor.

Mantonun yüksek basıncı kayalardaki karbondioksitin çıkmasına ve demiri bol minerallere geçmesine, böylece oksijenin uçarak geride kalan karbonun elmasa dönüşmesine neden olduğu düşünülüyordu. Frost’un basınç uygulayarak oluşturmaya çalıştığı ortamda gerçekleşen de bu oldu; yani elmas yaratıldı. Fakat bu işlem yolu ile zengin olması pek mümkün değil. Zira elmasın oluşup gelişmesi için çok uzun bir zaman gerekiyor. Çünkü birkaç milimetre büyüklüğünde bir elmas için haftalar gerekiyor. Yine de bir Alman televizyon kanalının isteği üzerine elmas oluşturma deneyinden geri kalmamış; deneyde ana madde olarak karbon bakımından zengin yerfıstığı ezmesi kullanmış. Fazla miktarda hidrojenin ortaya çıkması deneyi bozdu, ama en azından elmas oluştuktan sonra varılan sonuca ulaşabiliriz.

Elması bor ile güçlendirme yolu ile elektronik cihazlar için kullanım sırasında ısınmayan daha iyi yarı iletkenler üretilebilir mi düşünülüyor. Farklı karbon bileşimleri kullanarak elmastan daha güçlü bir madde elde etme çalışmaları da yapılıyor, ama Frost’un asıl ilgi alanına giren konu, yaptığı deney ile ile yerkürenin geçmişini aydınlatmak ve bu yolla başka gezegenlerde yaşam olasılıklarını araştırmak da denebilir.